Space Kek Yolculuğu

posted in: Personal | 0

Episode I

Mağlum, bir süre Hollanda’da bulundum. Her Türkiye’ye gelirken, yanımda space kek ve diğer keyif verici madde getirmek istedim. Bu riski göze alıp, hiç bir zaman da getirmedim.

Fakat, benim gibi birisi iseniz. Ters zamanda hiç beklenmedik bir hareket ile, bu sefer yanımda götürüyorum diyerek havalimanı içerine kadar ilerledim. Hollanda’da bunu dert etmiyorlar zaten. Ama Türkiye’ye girerken sorun yaratabilidi.

Aldığım kek el yapımı ve en etkili olanlarındandı. Ayrıca 2 tane de hash kurabiye de var yanımda. Tecrübelerime dayanarak, yanımda  gofret türü yiyeceklerde almıştım.

Güvenlik kapısına geldiğimde, malesef aldığım kekin farkedilebilecek kadar  büyük oldunu düşündüm. Ve keki çöp kutusuna atmayayım derken, yazıktır en iyisi yiyeyim…

İyi bir fikir olup olmadığını düşünmeden koca keki yedim. Sonrasında başıma gelecekleri çok düşünmedim, sadece su ve şekerli birkaç içecek aldım.

O gün Beşiktaş – Fenerbahçe maçı vardı, apron önüne geldiğimde maçı oturduğum yerde, cep telefonundan izlemeye başladım. Maç sırasında kafası gelmiş ancak farkında değildim. Ama çevremdekiler farkındaydı. Hoplamalar, taraftar tezahüratları vs. gibi aksiyonlarla, kek yemiş biri değilde, fanatik bir taraftar izlenimi verdim.

Zaten buraya kadar da herşey normaldi. Uçağa giriş için son çağrı yapıldığında yerimden kalktım ve o an anladım ki. Başlıyoruz…

Episode II

Uçağa doğru giderken apron tüneline giriş yaptığım an, aklımda sürekli bir ses.. (dinle)


Adım adım ilerlerken tünelin ilerde sola döneceğini gördüm. İstemsizce önümde ilerleyen hızla benimle olan farklarını açıyordu.  Tam sola dönüşe geldiğimizde ışın kılıcı ile Darth Vader karşıma çıkacağını düşünmeye başladım. Ufaktan tırstım, tünel giderek küçüklmesi de beni ayrıca geriyordu zaten.

Neyse ki kafamda aynı melodi, Uçağın kapısına kadar geldim. Ve şarkı o anda bitti. Ne göreyim. Dünyanın en güzel hostesi !!! Çok güzeldi. Birşey söyledi en geç ben geldiğim için olsa gerek. Hiç birşey anlamadım. Hatta o an koltuk numaramı bile unuttum. Tek hatırladığım, uçak biletine iyi para ödemiştim. Acil çıkış koltuklarından biriydi.

Uçağın ön kapısından girince, ortasına kadar sağıma soluma baka baka ilerlerken insanların nasıl temiz pak yüzleri vardı, Hepsine Nur inmiş gibiydi. Hatta bazılarını tanıyormuşum da isimlerini çıkartamıyormuşum gibi hissettim.

Yerimi bulduğumda hemen oturdum. Sanırım apronda oturduğum yerden kalktığımdan beri epey vakit geçmiş ve yorulmuştum. Salak saçma yerleşme hareketlerinden sonra etrafıma bakmaya başladım. Cam kenarındaki koltuğuma yerleşirken farketmemişim. 2 yanımda oturan “Geoghe Clooney, değil mi yahu”. Yanımda ki adama işaret edip. “George Clooney” dedim. O da sadece baktı. Uçak Hollanda’dan kalkması benim ne kafada olursam olayım normal karşılanmasına neden oluyordu sanırım.

Bir yandan sürekli olarak muzik dinliyorum, tabiki elektronik. fakat vakit geçmek bilmiyordu. Daha aç ve susuzdum. Giderek de katlanıyordu. Bu arada sürekli hareket içerisinde olduğumu düşünerek, yavaş hareket etmeye çalışıyordum. Bu sırada kafam anti düşünce içerisine girerek, “ya normal hızındaysan, sen öyle sanıyorsan” diye beni benden almaya devam ediyordu.

Hostes bana doğru geldi. “Allahım sana geliyorum” tribi yaşıyordum. Dünyanın en güzel kızı benim yanıma kadar gelip birşeyler söylüyor, güvenlik kartını uzatıyor. Duymuyorum. Kulaklar o sıra yok, beynim söylenenleri anlamıyordu. yanımdakiler en son bana bakınca, sanırım bir tepki vermem gerekiyor diyerek, OK dedim.  🙂 Artık acil durumda herkesi ben çıkaracaktım. :)) Bu kafayla kendim bile çıkamazdım :))

Işıklar kapandı, 30 dklık süre 2 saat gibi geldi. Artık uçak hareket etmeye başladı. En uzaktaki pisti vermişlerdi kalkış için sanırım. Git git bitmiyor. O sırada bende karanlıkta halen müzik dinliyorum. Playlist’te sıra Infected Mushroom’a geldi ki, Artık kendimi kaybediyordum. Müzik kafamda inanılmaz süreçler yaratıyordu. Gözlerim kapattığımda bile açıkmış gibi görüyordum 🙂

Episode III

Uçak Havalanırken bu müziği son ses, o kafayla dinliyordum. Kalbim yerinden çıkacak gibi hissediyordum. İnanılmaz bir korku, keyif, heyecan, adrenalin vs. hissettim.

 

 

Uçağın ilk yerden bağlantısı kesildiğinde bir süreliğine gerçeklikten çok uzaktaydım. Starfighter X-wing içerisinde gidiyormuş gibiydi. Yıldız savaşlarında Death Star’a saldıracaktık sanırım.

Biraz yükseldik. Müziği durdurdum, pencereden dışarı baktım. İlk defa Amsterdam’ı tepeden görüyordum. Her uçuşum bulutlu olduğundan görmemiştim ve gece olması apayrı bir güzellik katmıştı.

Müzik ruhun gıdasıdır diyerek progressive House, şuanki ruh halime iyi gelir diye, Deadmau5 – Strobe ile başladım Playlist’e

 

 

Bir süre sadece izledim. Işıklar açılana dek, Sadece Strobe vardı aklımda.

Episode IV

Işıklar açılmıştı. Bu sırada da sakinleşmiştim. Ama susuzluk çekiyordum. Dudaklarım kurumuş sürekli yalanıyordum. Bariz anlaşılıyordu, kafamın güzel olduğu. Ama sürekli bak kek yedin, kontrol edebilirsin diye triplere girdiğimi düşünüyordum. Uyumaya çalışırsam. 4 saatlik uçak yolculuğunda yemeksiz susuz ölürüm düşüncesindeydim.

Bir an önce benim yemeğimi getirsinler istiyordum. Sürekli olarak ektafıma bakıp hostesi arıyordu gözlerim. Neyse ki bir süre sonra sıcacık et sote yemeğim geldi. İlk benim yemek gelmişti. Durumumu tahmin ettikleri için diye galiba, ama inanın o an bunları düşünmüyordum. Yemeği getirdi, bişeyler söyledi, yine duymadım.

Bir hışımla yemeği açtım ve yemeğe başladım. Yanımdaki eleman yemeğime bakıyordu. Sanki herkes benim yemeğime bakıyordu. İnanılmaz bir iştahlı görünüyorlardı. Bundan rahatsız oldum. Saçma ama elimle yemeğimi gizlemeye çalıştım bir süre, olm napıyorsun!!!, Ayıp.. derken, çok hızlı yediğimi farkettim. olm yavaş derken, tekrar yemeğimi gizlemeye çalıştım. Salak bir döngüdeydim yemeğimi bitirene kadar.

Epey rahatlamış hissediyordum kendimi. Ama kafamda hala deli sorular. “Ben nereye gidiyorum”. İnanın bu sorunun cevabını bulmak 2 saatimi almımştır. “Ben Amsterdam’dan nereye gidebilirim?” “Niçin gidebilirim” off sorulara direk cevaplar bulamadım. Çok net bu uçağın nereye gittiğini bilmiyorum. “Acaba yanlış uçağa mı bindim” 2 yanımda G. Clooney, ön tarafta yine Hollywood ‘da yaşayan ünlü oyuncular. Bunlarla ortak bir yöne gitme ihtimalim ne olabilir di ki. İnanın çok zordu. “Aklımdan İzmir” tamamen çıkmış gitmiş. Ben diğer yolcular üzerinden soruma cevap arıyordum. Başkasına Sormak mı? Hiç aklıma gelmedi 🙂

Hollywood ünlüleri Amerika’ya gider, olsa olsa ben aktarmalı gidiyorumdur, nereye gidiyorsam. Çünkü eminim Amerika’da işim yok, vizem yok çünkü. Londra olabilir, yok öyle olsa şimdiye uçak inerdi. 30dk sürüyor Amsterdam’dan. Almanya Berlin, Japonya, Thailand derken bir yerden izmir çıktı.

Evet İzmir’e gidiyordum ama neden? Uçakta uyuduğumu sanmıyorum. Ama buraya kadar hatırlıyorum. Gayet sorularla fatal error verdirmişim kendime.

Episode V

Uçak inişe geçtiğini söylediklerinde sanki daha net herşey. Keki yediğimden buyana neredeyse 6 saat olmuştu. Binerken düşündüğüm herşeyin cevabını kolaylıkla bulmak için checklist gibi etrafa bakıyorum.

Yolculara baktım. Öyle Nur yüzlü filan değiller. Baya yanımdaki eleman kıro diye tabir ettiğimiz bir tip, G.Clooney mi. Yok bee olm!! tipsiz bir Hollanda’lı, o an gözlerim Hostes’i aradı, En güzel o olmalıydı. Göremedik tabi Uçaktan çıkana kadar ama Kek kafasıymış o güzellik.  Güzeldi ama bir Alex değil.

Uçaktan en son indim. Hostes ile göz göze geldiğimizde bende bir utanma duygusu, kimbilir nasıl davranıyordum. 🙂

Pasaport filan hayal meyal yine. Bizimkiler beni alacaklardı havaalanından. Daha kafam tam yerinde değil, ışıklar gözümü alıyor. Valiz vardı onu bekle derken yarım saat vakit geçti. Öyle ki hala ben kimseyi aramadım. Neyse temiz hava alırım diye dışarı çıktığımda tüm aile karşımdaydı. Şaşırdım ama belli etmedim. “Niye şaşırıyorsam, zaten ben demiştim gelin beni alın diye” Babam ” al sen sür arabayı” dedi. Süremem, ışığı seçemiyorum şuan diyip arabada gözlerim kapalı eve kadar geldim.

Bedenim yorgundu, ama beynim hiç bukadar zorlamamıştı kendini…

THE END

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.